Küresel Zorunlu Göçte İlk Düşüşe Rağmen İnsani Yardım Fonlarında %69,6 Eksiklik

12
Küresel Zorunlu Göçte İlk Düşüşe Rağmen İnsani Yardım Fonlarında %69,6 Eksiklik

Küresel Zorunlu Yerinden Edilmede On Yıl Sonra İlk Düşüş

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), on yılı aşkın bir sürenin ardından küresel zorunlu yerinden edilme sayılarında ilk kez bir düşüş yaşandığını duyurdu. 2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 117,8 milyon kişi savaşlar, şiddet olayları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle zorla yerinden edilmiş durumda bulunuyor. Bu rakam, 2024 yılına kıyasla yaklaşık %4‘lük bir düşüşü temsil ediyor.

Küresel mülteci sayısı ise 2025’te %3 azalarak 41,6 milyona geriledi. Bu düşüşte, özellikle Afganistan, Sudan ve Suriye gibi ülkelerden kaynaklanan büyük ölçekli geri dönüşler etkili oldu. 2025 yılında toplam 14,7 milyon yerinden edilmiş kişi evlerine veya menşe bölgelerine geri döndü; bu, UNHCR tarafından kaydedilen en büyük geri dönüş dalgası oldu.

İnsani Yardım Fonlarında Kritik Açık: %69,6 Eksiklik

Küresel zorunlu yerinden edilme sayılarındaki düşüşe rağmen, insani yardım fonlarındaki kritik açık endişeleri artırıyor. Norveç Mülteci Konseyi (NRC), 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla insani yardım fonlarının “dip seviyede” olduğunu bildirdi. Dünya genelinde 252 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu belirtilirken, bu kişilerin 143,2 milyonu için talep edilen 33,66 milyar ABD dolarının yalnızca %30,4‘ü, yani 10,23 milyar ABD doları karşılanabildi.

Bu durum, talep edilen fonların %69,6‘sının eksik olduğu anlamına geliyor ve 2019’dan bu yana talep edilen en düşük fon miktarı olarak kayıtlara geçti. NRC Genel Sekreteri Jan Egeland, “2026, Venezuela’dan Sudan’a kadar dünya genelinde çaresizce yardıma muhtaç milyonlarca insan için ya her şey ya da hiçbir şey yılı” ifadelerini kullandı. En düşük fonlanan insani yardım operasyonları arasında Yemen, Nijer, Burkina Faso, Afganistan ve Mali yer alıyor.

Arka Plan

Küresel insani kriz, son on yılda savaşlar, çatışmalar, iklim şokları ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle derinleşti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve diğer insani yardım kuruluşları, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılamak ve korunmalarını sağlamak için sürekli çaba gösteriyor. Ancak artan ihtiyaçlar karşısında uluslararası toplumun yanıtı yetersiz kalabiliyor.

Mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşleri, genellikle ülkelerindeki güvenlik ve istikrar koşullarının iyileşmesine bağlıdır. Ancak birçok durumda, geri dönenler hâlâ çatışma ve krizlerle boğuşan bölgelere dönmek zorunda kalıyor, bu da geri dönüşlerin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.

Pratik Etki: Milyonlarca Kişi İçin Hayati Tehdit

İnsani yardım fonlarındaki bu büyük eksiklik, dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkiliyor. Gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve temiz suya erişim gibi temel ihtiyaçlar karşılanamıyor. Özellikle Sudan, Afganistan ve Gazze gibi bölgelerde durum kritik seviyede. Sudan’da 2,8 milyon mülteci ve 9,1 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi bulunurken, Afganistan’da 21,9 milyon kişi yardıma ihtiyaç duyuyor ve talep edilen 1,71 milyar dolarlık fonun sadece %15‘i sağlanabildi.

Gazze Şeridi’nde ise insani kriz devam ederken, gıda dışı ürünlerin fiyatları Ekim 2023 öncesine göre %235 oranında arttı. Fon eksikliği nedeniyle insani yardım ortakları bazı kritik hizmetleri durdurmak veya azaltmak zorunda kalıyor. Bu durum, zaten kırılgan olan ekonomileri daha da zorluyor ve insanların temel ihtiyaçlarını karşılamasını engelliyor.

Türkiye ve Avrupa’daki Gelişmeler

Türkiye, dünya genelinde en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Ülkede hâlihazırda 2 milyon 555 bin Suriyeli geçici koruma altında bulunuyor. Ancak son dönemde 1 milyon 440 bin 123 Suriyelinin ülkesine geri döndüğü belirtildi. Türkiye’de Suriyeliler için çalışma izni muafiyetini genişleten yeni yasal düzenleme, emek piyasasının ihtiyaçlarını karşılama stratejisi olarak değerlendiriliyor.

Avrupa Birliği’nde ise 12 Haziran 2026 tarihinde Avrupa Ortak İltica Sistemi (CEAS) yürürlüğe girdi. Bu yeni reform, Avrupa’ya ulaşan göçmenlerin kayıt altına alınmasından sığınma başvurularının değerlendirilmesine kadar birçok alanda köklü değişiklikler içeriyor. Yeni düzenleme ile sınır kontrollerinin daha da sıkılaştırılması ve göçmenlerin parmak izi, fotoğraf ve kimlik bilgilerinin merkezi bir veri tabanına kaydedilmesi hedefleniyor.

Küresel zorunlu yerinden edilme sayılarındaki düşüş umut verici olsa da, insani yardım fonlarındaki derin açık, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam mücadelesini daha da zorlaştırıyor. Uluslararası toplumun, bu kritik fon eksikliğini gidermek ve insani krizlerin etkilerini azaltmak için acil ve koordineli adımlar atması bekleniyor.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın