Türkiye’den Yarı İletken Üretimine Stratejik Yatırım
Türkiye, 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP) kapsamında kimlik, pasaport ve endüstriyel uygulamalarda kullanılan yarı iletken çiplerin yurt içinde üretilmesi için modern tesisler kurmayı hedefliyor. Bu stratejik hamle, ülkenin küresel çip yarışında öne çıkmasını sağlayacak milli projelerle destekleniyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından devreye alınan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı imkanları, bu çip atılımında kullanılacak. HIT-Çip çağrısıyla 5 milyar dolarlık bir destek bütçesi ayrılırken, 65 nanometre veya daha ileri teknolojide yıllık en az 1 milyon pul üretim kapasitesi oluşturulması amaçlanıyor.
Küresel Çip Üretiminde Yeni Dönemeçler
Dünyanın önde gelen çip üreticilerinden Tayvanlı TSMC, 2 nanometre sürecinin ardından kullanıma sunacağı 1.4 nanometre (14A) üretim teknolojisi için hazırlıklarını hızlandırıyor. Tayvan basınında yer alan raporlara göre şirket, deneme üretimine Nisan 2027‘de başlayabilir.
Seri üretimin ise 2027’nin ikinci yarısında devreye alınması bekleniyor; bu tarih, daha önceki tahminlerden daha erken bir başlangıca işaret ediyor. TSMC’nin 1.4 nanometre üretim sürecine yönelik yatırımlarının toplam 49 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Öte yandan, Çinli yarı iletken üreticisi SMIC, 2026’nın ikinci çeyreğinde küresel fason çip üreticileri arasında gelir açısından üçüncü sıraya yükseldi. Şirketin pazar payı, ilk çeyrekteki %5,1‘den ikinci çeyrekte %5,4‘e çıktı.
SMIC, ABD yaptırımlarına rağmen DUV litografi teknolojisini kullanarak 5 nanometre sınıfı üretim süreçlerine kadar ilerlemiş durumda. Bu durum, Çin’in yarı iletken sektöründeki yükselişini gösteriyor.
Arka Plan: Stratejik Bir Yarış
Küresel çip tedarik zinciri, son yıllarda yaşanan arz sorunları ve jeopolitik gerilimler nedeniyle stratejik bir önem kazandı. Çipler, otomotivden beyaz eşyaya, savunma sistemlerinden haberleşme altyapılarına kadar birçok sektörde üretimin sürekliliğini doğrudan belirliyor.
ABD ve Çin arasındaki teknolojik rekabet, özellikle yapay zeka ve yarı iletkenler alanında trilyonlarca dolarlık bir “ekonomik silahlanma yarışına” dönüşmüş durumda. ABD, çip endüstrisine büyük sübvansiyonlar sağlarken, Çin de devlet destekli yatırımlarla yerli üretimini güçlendirmeye çalışıyor.
Avrupa Birliği de benzer şekilde, küresel çip üretimindeki payını 2030 yılına kadar %10‘dan %20‘ye çıkarmayı hedefleyen “Çip Yasası” üzerinde çalışıyor. Bu yasa, tedarik krizlerinde üreticilerin ticari sözleşmelerini yeniden müzakere etme yetkisi gibi kapsamlı tedbirler içeriyor.
Kullanıcıya Etkisi: Teknolojiye Erişim ve Maliyetler
Küresel çip üretimindeki bu gelişmeler, son kullanıcıdan büyük endüstrilere kadar geniş bir yelpazeyi etkiliyor. Türkiye’nin yerli çip üretimi hamlesi, özellikle kimlik ve pasaport gibi kritik ulusal güvenlik unsurlarında dışa bağımlılığı azaltarak teknolojik bağımsızlığı güçlendirecek.
Yapay zeka çipleri ve bulut altyapısı alanındaki devasa yatırımlar, teknolojik ürünlerin performansını artırırken, aynı zamanda bu ürünlerin maliyetleri üzerinde de baskı oluşturuyor. Eylül 2026 ortası itibarıyla, yapay zeka çipleri ve ilgili altyapılarda faaliyet gösteren en büyük 10 halka açık şirketin toplam piyasa değeri 25 trilyon doları aşmış durumda.
Bu durum, yapay zeka destekli cihazların yaygınlaşmasını hızlandırırken, üretim kapasitesinin talebi karşılayıp karşılayamayacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. ABD’de bilgisayar ve yarı iletken ithalat fiyatları ağustosta yıllık bazda yaklaşık %20 arttı.
Geleceğe Yönelik Beklentiler
Yarı iletken endüstrisi, 2030 yılına kadar 1,5 trilyon doları aşan bir pazar büyüklüğüne ulaşma potansiyeli taşıyor. Bu büyümenin yaklaşık %55‘ini yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) uygulamaları oluşturacak.
Türkiye’nin başlattığı milli çip projeleri ve küresel devlerin yeni nesil üretim teknolojilerine yaptığı yatırımlar, önümüzdeki yıllarda çip tedarik zincirinde önemli değişimlere yol açacak. Bu süreç, ülkelerin teknolojik rekabetteki konumlarını ve ekonomik güvenliklerini doğrudan etkileyecek.
