Fransa’da %31,4 oy alan aşırı sağ Avrupa siyasetini sarstı

9
Fransa’da %31,4 oy alan aşırı sağ Avrupa siyasetini sarstı

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağ partilerin tarihi bir yükseliş kaydetmesi, kıta genelinde büyük bir siyasi depreme yol açtı. Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin sandıktan birinci çıkması üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron parlamentoyu feshederek erken seçim kararı aldı. Seçim sonuçları, Avrupa Birliği’nin karar alma mekanizmalarını ve gelecek politikalarını doğrudan etkileyecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Seçimlerin ardından merkez sağ ittifakı liderliğini korusa da aşırı sağın kazandığı güç, göçmen politikalarından yeşil enerji dönüşümüne kadar pek çok kritik başlıkta dengeleri değiştirecek. Özellikle Fransa ve Almanya gibi birliğin lokomotif ülkelerinde iktidar partilerinin aldığı ağır yenilgiler, Brüksel’deki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.

Fransa ve Almanya Sandıkta Ağır Darbe Aldı

Fransa’da Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Birlik partisi, oyların %31,4‘ünü alarak tarihi bir başarıya imza attı. Cumhurbaşkanı Macron’un partisi ise ancak %14,6 oranında kalarak ağır bir yenilgi aldı. Bu gelişmenin hemen ardından Macron, ulusa sesleniş konuşması yaparak parlamentoyu feshettiğini ve 30 Haziran ile 7 Temmuz tarihlerinde erken genel seçime gidileceğini duyurdu.

Almanya’da da benzer bir tablo ortaya çıktı. Başbakan Olaf Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD), oyların sadece %13,9‘unu alarak tarihinin en kötü seçim sonuçlarından birini yaşadı. Buna karşılık, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi oylarını %15,9‘a yükselterek ülkede ikinci sıraya yerleşti. Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ise %30 oy oranıyla Almanya’da seçimin galibi oldu.

Avrupa Parlamentosunda Yeni Koltuk Dağılımı Nasıl Şekillendi?

Seçim sonuçlarına göre, merkez sağdaki Avrupa Halk Partisi (EPP) gücünü koruyarak 188 sandalye ile parlamentonun en büyük grubu olmaya devam etti. Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) grubu ise 136 sandalye kazanarak ikinci sıradaki yerini korudu. Ancak liberal eğilimli Renew Europe grubu ciddi bir erime yaşayarak 74 sandalyeye geriledi.

Aşırı sağcı ve milliyetçi gruplar olan Kimlik ve Demokrasi (ID) ile Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformcular (ECR) toplamda 130’un üzerinde sandalye kazanarak parlamentoda kritik bir blok oluşturdu. Yeşiller grubu ise büyük bir oy kaybı yaşayarak sandalye sayısını 53’e düşürdü. Bu yeni dağılım, Avrupa Birliği yasalarının onaylanma sürecinde merkez sağın aşırı sağla iş birliği yapma ihtimalini artırıyor.

Siyasi Değişimin Arka Planı

Avrupa genelinde son yıllarda artan hayat pahalılığı, enerji krizi ve düzensiz göç dalgaları seçmen tercihlerinde radikal kaymalara neden oldu. Covid-19 pandemisi sonrası yaşanan ekonomik durgunluk ve Rusya-Ukrayna savaşıyla tırmanan enflasyon, mevcut hükümetlere olan güveni ciddi şekilde sarstı. Seçmenler, geleneksel merkez partilerin bu krizlere çözüm üretemediğini düşünerek tepki oylarını aşırı sağ ve popülist partilere yönlendirdi.

Ayrıca, Avrupa Birliği’nin katı yeşil enerji politikaları ve tarım reformları, özellikle çiftçiler ve dar gelirli kesimler arasında büyük huzursuzluk yaratmıştı. Kıta genelinde aylarca süren çiftçi protestoları, Brüksel’in çevre politikalarına karşı biriken öfkenin sandığa yansımasında önemli bir rol oynadı. Aşırı sağ partiler, bu ekonomik ve sosyal kaygıları başarılı bir şekilde kendi lehlerine kullanmayı başardı.

Ekonomiye ve Vatandaşa Etkisi

Avrupa Parlamentosundaki bu sağa kayış, doğrudan Avrupa Birliği’nin ekonomi ve ticaret politikalarına yansıyacak. Özellikle 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi taşıyan Yeşil Mutabakat (Green Deal) projelerinin yavaşlaması veya esnetilmesi bekleniyor. Bu durum, otomotiv sektöründen enerji üretimine kadar birçok sanayi kolunda regülasyonların gevşemesine yol açabilir.

Tüketiciler açısından ise göçmenlik yasalarının sertleşmesi ve sınır kontrollerinin artırılması, Schengen bölgesindeki serbest dolaşımı zorlaştırabilir. Ayrıca, korumacı ekonomi politikalarının öne çıkmasıyla birlikte dış ticarette yeni gümrük vergileri gündeme gelebilir. Bu durum, ithal ürünlerin fiyatlarında artışa neden olarak doğrudan vatandaşın cüzdanını etkileme potansiyeline sahip.

Brüksel’i Bekleyen Zorlu Süreç

Yeni dönemde Avrupa Komisyonu Başkanlığı için en güçlü aday olan Ursula von der Leyen, görevine devam edebilmek için parlamentoda çoğunluğun desteğini almak zorunda. Von der Leyen, seçim sonrası yaptığı açıklamada, “Merkez sağ olarak aşırı uçlara karşı bir barikat kuracağız” diyerek sosyalistler ve liberallerle koalisyon kurma niyetini belirtti. Ancak aşırı sağın artan gücü, von der Leyen’in onay sürecini oldukça zorlu bir pazarlık zeminine taşıyacak.

Avrupa Birliği’nin savunma bütçesinin artırılması, Ukrayna’ya yapılacak yardımların geleceği ve genişleme politikaları da bu yeni siyasi iklimde yeniden tartışmaya açılacak. Fransa’daki erken seçimlerin sonuçları, birliğin gelecekteki liderlik yapısını ve karar alma hızını belirleyecek en kritik viraj olarak görülüyor.

(Bu haber 09.06.2024 tarihli bir gelişmeyi aktarmaktadır)


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın