Avrupa’da aşırı sağa destek %23’ü aştı: Her 4 seçmenden biri tercih ediyor

18
Avrupa’da aşırı sağa destek %23’ü aştı: Her 4 seçmenden biri tercih ediyor

Avrupa Siyasetinde Büyük Değişim: Aşırı Sağın Yükselişi

Avrupa siyaset sahnesi, son otuz yılda yaşanan en keskin değişimlerden birine tanıklık ediyor. Kıta genelinde aşırı sağ partilere verilen destek, son araştırmalara göre önemli ölçüde arttı. The Guardian’ın 24 Haziran 2026 tarihli haberine göre, PopuList araştırması, Avrupa’da neredeyse her dört seçmenden birinin aşırı sağ partilere oy verdiğini ortaya koydu.

Bu partilerin son ulusal seçimlerde aldığı oyların oranı %23‘ün üzerine çıktı. Bu oran, 1995 yılında yaklaşık %5 seviyesindeyken, on yıl önce %10 civarındaydı. Aşırı sağdaki bu yükseliş, özellikle 2023-2025 yılları arasında hız kazandı.

Avrupa’da Aşırı Sağın Güçlenen Etkisi

Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya gibi Avrupa’nın büyük ülkelerinde aşırı sağ partiler tarihî sonuçlar elde etti. Fransa’da Ulusal Birlik (RN) partisi oy oranını %19‘dan %37‘ye yükselterek parlamentodaki en büyük parti konumuna geldi.

Avusturya’da Özgürlük Partisi’nin oy oranı 2024 seçimlerinde %16‘dan %29‘a çıktı. Portekiz’de Chega’nın oyları %7‘den %18‘e ulaştı. Birleşik Krallık’ta ise Reform UK partisi, 2019’da %2 olan desteğini 2024’te %14‘e çıkardı.

Almanya’da 2025 seçimlerinde Almanya için Alternatif (AfD) partisi oyunu %10‘dan %21‘e yükselterek ülkenin ikinci büyük partisi oldu. Bu partiler bugün Hırvatistan, Çekya, İtalya ve Finlandiya’da hükümet koalisyonlarının parçası olarak yer alıyor. İsveç’te ise sağ azınlık hükümetini dışarıdan destekliyorlar.

Siyasi Merkez Kayıyor: Yeni Koalisyonlar ve Liderler

Avrupa’daki siyasi değişimler sadece aşırı sağın yükselişiyle sınırlı değil. Almanya’da 2025 seçimlerinin ardından Hristiyan Demokrat Birliği/Hristiyan Sosyal Birliği (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasında yeni bir koalisyon hükümeti kuruldu. CDU Genel Başkanı Friedrich Merz’in Başbakan seçilmesi öngörüldü.

Bu koalisyon, savunma harcamalarının artırılması ve altyapı yatırımları için 500 milyar avroluk özel fon oluşturulması gibi hedeflerle yola çıktı. Ayrıca, Federal Almanya tarihinde ilk kez göçmen kökenli bir eyalet başbakanı olan Cem Özdemir, Mayıs 2026’da Baden-Württemberg Eyalet Başbakanlığı koltuğuna oturdu.

Fransa’da ise 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi hareketlilik yaşanıyor. Gabriel Attal, 22 Mayıs 2026 tarihinde cumhurbaşkanlığı adaylığını resmen duyurdu. Ancak, 2027 seçim kampanyasının yapay zekâ (YZ) kullanılarak yapılacak dijital müdahale dalgasıyla karşı karşıya kalacağı konusunda uyarılar yapılıyor.

Avrupa Birliği’nden Yeni Entegrasyon Hamlesi

Avrupa Birliği, üyelik müzakereleri devam eden aday ülkelere yönelik yeni bir entegrasyon planını değerlendiriyor. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan bu plan, aday ülkelerin tam üyelik öncesinde AB ekonomisine kademeli olarak entegre edilmesini öngörüyor.

Bu kapsamda aday ülkelere, reformları gerçekleştirdikçe AB fonlarına, elverişli ticaret koşullarına ve Avrupa ortak pazarına kısmi erişim hakkı tanınması planlanıyor. Fransa ve Almanya tarafından desteklenen bu öneri, 6-7 Haziran 2026 tarihlerinde Karadağ’da düzenlenen AB liderler toplantısında da gündeme geldi.

Estonya Başbakanı Kristen Michal, bu önerinin tartışılmaya değer olduğunu ve aday ülkelerin motivasyonunu artıracağını belirtti. Ancak, aday ülkeler karar alma süreçlerine katılım gibi AB üyelerinin sahip olduğu siyasi hakları elde edemeyecek.

Arka Plan: Aşırı Sağın Yükselişinin Nedenleri

Avrupa’da aşırı sağın bu denli hızlı yükselişinin ardında tek bir neden değil, iç içe geçmiş birçok faktör yatıyor. Ekonomik istikrarsızlıklar, orta sınıfın erimesi ve yaşam maliyetlerindeki artış, seçmenleri “güvenlik ve refah” vaat eden radikal çözümlere yöneltiyor.

Kimlik kaygısı, kültürel kimliğin kaybı korkusu ve göçmen karşıtlığı gibi konular, popülist liderler tarafından sıkça kullanılan siyasi malzemeler haline geldi. Bu durum, aşırı sağın dilini ve önceliklerini ana akım siyasetin merkezine taşıyor.

Kullanıcıya Etkisi: Avrupa Siyasetindeki Değişimin Yansımaları

Avrupa siyasetindeki bu köklü değişimler, kıta genelindeki vatandaşların günlük yaşamlarını ve geleceğini doğrudan etkileyecek potansiyel taşıyor. Aşırı sağ partilerin güçlenmesi, göç politikalarından ekonomik önceliklere, dış ilişkilerden sosyal haklara kadar birçok alanda farklı yaklaşımların benimsenmesine yol açabilir.

Yeni koalisyonlar ve hükümetler, özellikle Almanya’da görüldüğü gibi, savunma harcamalarını artırma ve altyapı yatırımlarına odaklanma gibi kararlar alabilir. AB’nin aday ülkelere yönelik yeni entegrasyon planı ise, özellikle Batı Balkanlar’daki ülkeler için ekonomik fırsatlar sunarken, tam üyelik sürecinin dinamiklerini değiştirebilir.

Bu gelişmeler, Avrupa’nın gelecekteki yönünü belirlemede kritik bir rol oynayacak. Siyasi istikrarsızlık ve popülist söylemlerin artması, demokratik kurumlar üzerinde baskı oluşturabilirken, yeni entegrasyon modelleri Avrupa’nın birliğini ve genişlemesini farklı bir boyuta taşıyabilir.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın