BM’de Pandemi Deklarasyonu Çıkmazı: Küresel Hazırlıkta Büyük Engel

7
BM’de Pandemi Deklarasyonu Çıkmazı: Küresel Hazırlıkta Büyük Engel

Birleşmiş Milletler’de Pandemi Deklarasyonu Onaylanamadı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, küresel pandemi önleme, hazırlık ve müdahale deklarasyonu, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer bazı ülkelerin itirazları nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemedi. Bu durum, 25 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşen Yüksek Düzeyli Toplantı’da önemli bir siyasi çıkmaza yol açtı. Deklarasyonun oylamaya sunulması bekleniyor.

Üye devletler, “bölücü ideolojilerin” dahil edilmesi ve Patojen Erişimi ve Fayda Paylaşımı (PABS) ekindeki tamamlanmamış müzakereler gibi kritik konuların çözümsüz kalması nedeniyle metni tam olarak destekleyemediklerini belirtti. Bu gelişme, gelecekteki küresel sağlık tehditlerine karşı daha güçlü bir erken uyarı ve yanıt sistemi oluşturma çabalarını sekteye uğratıyor.

PABS Eki Müzakereleri Devam Ediyor

2025 yılında Dünya Sağlık Asamblesi tarafından kabul edilen DSÖ Pandemi Anlaşması’nın merkezi bir bileşeni olan Patojen Erişimi ve Fayda Paylaşımı (PABS) eki üzerindeki müzakereler sürüyor. DSÖ Üye Devletleri, 18 Eylül 2026 tarihinde Hükümetlerarası Çalışma Grubu’nun (IGWG) sekizinci toplantısında bu konudaki görüşmeleri ilerletti.

PABS eki, pandemi potansiyeli taşıyan patojenlerden elde edilen materyallerin ve genetik dizi bilgilerinin hızlı ve zamanında paylaşımını kolaylaştırmayı hedefliyor. Ayrıca, bu patojenlerin kullanımıyla geliştirilen aşı, tedavi ve teşhis ürünlerinin adil ve eşit bir şekilde dağıtılmasını sağlamayı amaçlıyor.

Gelişmekte olan ülkeler, PABS ekinin onaylanması çağrısında bulunuyor. Bu ek, ihtiyaç sahibi ülkelere gerçek zamanlı sağlık ürünlerinin %20’sinin ayrılmasını öngören uygulanabilir bir sistem kurmayı hedefliyor. Bu oranın %10’u ücretsiz, %10’u ise kar amacı gütmeyen fiyatlarla sağlanacak.

Arka Plan

COVID-19 pandemisinin yıkıcı etkileri, dünya genelinde sağlık acil durumlarını önleme ve bunlara yanıt verme kapasitesindeki önemli boşlukları ve eşitsizlikleri ortaya koydu. Bu durum, 194 DSÖ üyesi ülkenin 2021 yılında yeni, daha kapsamlı ve güçlü bir uluslararası hukuki araca ihtiyaç duyulduğu konusunda anlaşmasına yol açtı.

DSÖ Pandemi Anlaşması, 2025 yılının Mayıs ayında prensipte kabul edildi. Ancak, patojen bilgilerinin tıbbi karşı önlemler karşılığında nasıl paylaşılacağı konusunda bir uzlaşı sağlanamadı. Bu nedenle, bu detayların PABS ekinde ayrı olarak müzakere edilmesine karar verildi.

Küresel Hazırlık İzleme Konseyi’nin (GPMB) 2026 yılı Mayıs ayında yayımladığı rapor, enfeksiyon hastalıkları salgınlarının daha sık ve yıkıcı hale geldiğini belirtmişti. Raporda, küresel hazırlık yatırımlarının artan pandemi risklerinin gerisinde kaldığı ve teşhis araçları ile aşılara erişimde gerileme yaşandığı vurgulanmıştı.

Güncel Salgın Tehditleri ve Erken Uyarı Sistemleri

Siyasi müzakereler devam ederken, dünya genelinde erken uyarı sistemlerinin önemi güncel salgın tehditleriyle bir kez daha ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü, 7 Ekim 2026 tarihli basın toplantısında Rusya’da şüpheli bir pnömonik veba vakası ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki (DKC) devam eden Ebola salgını hakkında bilgi verdi.

Rusya’da bir laboratuvar çalışanında görülen şüpheli veba vakası üzerine DSÖ, Uluslararası Sağlık Tüzüğü uyarınca Rusya Federasyonu’ndan daha fazla bilgi talep etti. ECDC de bu durumu yakından takip ediyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgını ise büyümeye devam ediyor. 2 Ekim 2026 itibarıyla 8.442 doğrulanmış vaka ve 4.080 ölüm bildirildi. Salgının coğrafi ve sınır ötesi yayılma riski, uluslararası tıbbi tahliyelerle Hollanda ve Almanya’ya ulaşan vakalarla bir kez daha vurgulandı.

DSÖ, bu ayın sonlarında Ebola için bir aşı denemesinin başlamasını bekliyor. Ayrıca, 7 Ekim 2026’da çocukluk çağı obezitesi ve gebelikte hipertansif bozukluklara ilişkin yeni kılavuzlar yayımladı.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) de 6 Ekim 2026 tarihli raporunda, Fransa’daki yerel chikungunya bulaşının 124 vakaya yükseldiğini ve Almanya’da ilk semptomatik Sindbis virüsü vakasının tespit edildiğini bildirdi.

Kullanıcıya Etkisi

Küresel pandemi hazırlık sistemlerindeki bu siyasi çıkmazlar ve müzakerelerdeki gecikmeler, her bireyin gelecekteki sağlık güvenliğini doğrudan etkiliyor. PABS ekinin onaylanmaması, yeni bir pandemi durumunda aşı, ilaç ve teşhis araçlarına erişimde eşitsizliklerin devam etmesi anlamına gelebilir. Bu durum, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki vatandaşlar için hayati riskler taşıyor.

NUS–Lancet PRIME Komisyonu’nun 5 Ekim 2026 tarihli raporu, aşıların hızlı geliştirilmesi ve adil dağıtımının milyonlarca hayat kurtarabileceğini ortaya koydu. Varsayımsal bir Influenza A pandemisi senaryosunda, aşıların nüfus temelinde adil dağıtılması durumunda can kayıplarının önemli ölçüde azaltılabileceği hesaplandı.

Raporda ayrıca, temel ihtiyaçlara erişimdeki güvencesizlik, barınma sorunları, sağlık sistemlerine erişimdeki idari engeller ve kurumlara yönelik güven kaybı gibi beş temel sistemik kırılganlık alanı belirlendi. Bu kırılganlıklar, pandemi dönemlerinde toplumların dayanıklılığını doğrudan etkiliyor.

Göçmenler, mülteciler ve yerinden edilmiş nüfusların pandemi önleme, hazırlık ve müdahale çabalarına dahil edilmesi de kritik öneme sahip. 25 Eylül 2026’da düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında, bu grupların ulusal sağlık sistemlerine entegrasyonu ve topluluk katılımının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Geleceğe Yönelik Beklentiler

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanamayan pandemi deklarasyonu, Aralık ayında oylamaya sunulabilir. Bu süreç, küresel iş birliğinin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

PABS eki müzakerelerinin 2027 Mayıs ayındaki bir sonraki Dünya Sağlık Asamblesi’ne kadar uzatılması kararı alındı. Bu ek tamamlanmadan, 2025 DSÖ Pandemi Anlaşması’nın üye devletler tarafından imzalanması ve onaylanması mümkün olmayacak.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “COVID-19 sonrası bir söz verdik: Dünyayı bir sonraki pandemiye sonuncusu kadar savunmasız bırakmayacağız” dedi. Bu sözün tutulması için küresel liderlerin taahhüt, iş birliği ve aciliyetle hareket etmesi gerektiği belirtiliyor.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın