Çiftçinin Maliyet Yükü Katlandı, Ürün Fiyatları Geride Kaldı
Türkiye’de tarım sektörü, girdi maliyetlerindeki keskin yükselişler ve ürün fiyatlarının bu artışların gerisinde kalmasıyla derin bir krizin eşiğinde bulunuyor. Özellikle motorin fiyatlarında yaşanan yıllık %53,7‘lik artış, çiftçinin üretim maliyetlerini doğrudan etkilerken, temel tarım ürünlerinin alım fiyatları aynı oranda artış gösteremedi. Bu durum, üreticilerin ciddi gelir kayıpları yaşamasına ve tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte zorlanmasına yol açıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Haziran 2026’da yıllık bazda %32,06 oranında artış gösterdi. Bu artışta gübre ve toprak geliştiricilerdeki yıllık %50,99‘luk yükseliş dikkat çekiyor. Enerji ve yağlayıcılardaki %31,21, hayvan yemindeki %31,86 ve tohum-dikim materyalindeki %31,44‘lük artışlar da çiftçinin üzerindeki yükü artıran diğer kalemler arasında yer alıyor.
Ürün Fiyatları Girdi Maliyetlerine Yetişemiyor
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, 1 Eylül 2025’te litresi 54 lira olan motorinin 1 Eylül 2026’da 83 liraya yükseldiğini belirtti. Bu %53,7‘lik artışa karşılık, arpa fiyatındaki artış %15,9, buğdayda ise %22,2 seviyesinde kaldı. Gürer, motorin zammı oranında artış olması halinde arpa fiyatının ton başına yaklaşık 16.900 liraya, buğdayın ise 20.750 liraya ulaşması gerektiğini hesapladı. Ancak, açıklanan alım fiyatları arpada 12.750 lira, buğdayda ise 16.500 lira seviyesinde seyrediyor.
Fındık üreticileri de benzer sorunlarla boğuşuyor. Geçen yıl zirai don nedeniyle rekoltenin düşmesiyle fiyatlar yükselirken, bu yıl yüksek rekolteye rağmen fiyatlar beklentilerin altında kaldı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fındık için 250 lira/kg alım fiyatı açıklarken, serbest piyasada fiyatlar 170-180 lira/kg bandında işlem görüyor. Üreticinin 300 lira/kg beklentisi ise karşılık bulamadı.
Kuru Üzüm ve Mercimekte Üretici Mağduriyeti
Çiftçi-Sen, 2 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2026 yılı kuru üzüm maliyetinin kilogram başına en az 93 TL olduğunu vurguladı. Sendika, üretimin sürdürülebilirliği için taban fiyatın en az 151,50 TL olması gerektiğini belirtirken, TARİŞ’in 80 TL olarak belirlediği brüt avans alım fiyatına sert tepki gösterdi. Geçen yıl 45 TL/kg‘dan satılan yeşil mercimek ise bu yıl tüccar tarafından niteliğine göre 18 ile 25 lira arasında fiyatlarla alıcı bulabiliyor.
Sarımsak üreticileri de yüksek verime rağmen düşük fiyatlarla karşı karşıya. Geçen yıl Taşköprü sarımsağını 120-150 liradan satan üreticiler, bu sezon 100-120 liraya satabiliyor. Gaziantep Araban’da ise geçen yıl 60 liraya satılan sarımsak bu yıl 30-40 liraya alıcı bulmakta zorlanıyor.
Arka Plan: Küresel ve Ulusal Enflasyon Baskısı
Tarım ürünleri fiyatlarındaki artış ve üretici sorunları, hem küresel hem de ulusal ölçekteki enflasyonist baskılardan besleniyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi, Ağustos 2026’da bir önceki aya göre %1,9 artışla 133,3 puana yükselerek Kasım 2022’den bu yana en yüksek seviyesini kaydetti. Küresel tarım emtiası fiyatları da Ağustos ayında %13’ten fazla yükselerek Temmuz 2012’den bu yana en sert aylık artışı yaşadı.
Türkiye’de ise gıda enflasyonu Ağustos 2026’da yıllık %33,4 seviyesinde gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Ağustos 2026’da yıllık %27,95, aylık %2,57 artış gösterdi. Bu rakamlar, genel üretici maliyetlerinin yükselişini net bir şekilde ortaya koyarken, tarım sektöründeki maliyetlerin daha da hızlı arttığını gösteriyor.
Tüketiciye Yansıması ve Gelecek Beklentileri
Üretici fiyatlarındaki bu artışlar ve çiftçinin yaşadığı sorunlar, uzun vadede tüketici fiyatlarına da yansıma potansiyeli taşıyor. Ağustos 2026’da TEPAV verilerine göre gıda fiyatları aylık %1,07 artarken, yıllık gıda enflasyonu %30,9 olarak kaydedildi. Tarla ile market rafları arasındaki fiyat farkları da dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ağustos ayında limonda %748, havuçta %380, elmada %377, kabakta %240 ve yeşil soğanda %239‘a varan fiyat farkları görüldü.
Uzmanlar, girdi maliyetlerindeki artışın devam etmesi ve üreticinin desteklenmemesi halinde, tarımsal üretimin azalabileceği ve bunun da gıda arzında sıkıntılara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin üretimden çekilmesi, hem kırsal ekonomiyi olumsuz etkileyecek hem de tüketicinin daha pahalı gıdaya erişmesine neden olacak. Bu durum, gıda güvenliği açısından da önemli riskler barındırıyor.
