TCMB politika faizini %36’ya çekti, yıllık enflasyon %29,73’e geriledi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), 22 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda önemli bir karara imza attı. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı, 100 baz puanlık indirimle %37‘den %36 seviyesine çekildi. Bu karar, ocak ayından bu yana yapılan ilk faiz indirimi olarak kayıtlara geçti ve piyasaların büyük ölçüde beklediği yönde gerçekleşti.
Merkez Bankası’nın bu adımı, enflasyonun ana eğilimindeki gerileme ve iç talepteki zayıf seyrin devam etmesi gibi faktörlere dayandırıldı. Ancak, jeopolitik gelişmeler ve yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü riskleri koruduğu da vurgulandı.
Merkez Bankası’ndan Beklenen Adım: %36 Faiz
TCMB, ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 100 baz puan düşürerek %36 olarak belirledi. Bu kararla birlikte, gecelik borç verme faiz oranı %40‘tan %39‘a, gecelik borçlanma faiz oranı ise %35,5‘ten %34,5‘e indirildi. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu, toplantı öncesinde 100 baz puanlık bir indirim bekliyordu.
Merkez Bankası, 2026 yılının başında politika faizini %38‘den %37‘ye düşürmüş, ancak mart, nisan, haziran, temmuz ve eylül aylarındaki toplantılarda faizi sabit tutmuştu. Ekim ayındaki bu indirim, yılın ikinci faiz değişimi olarak kayıtlara geçti. Kurul, bir sonraki toplantısını 10 Aralık 2026 tarihinde gerçekleştirecek.
Eylül Enflasyonu %29,73 ile %30 Altına İndi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 5 Ekim 2026 tarihinde açıklanan verilere göre, eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda %29,73 olarak gerçekleşti. Bu oran, yıllık enflasyonun Kasım 2021’den bu yana ilk kez %30‘un altına inmesi anlamına geliyor. Aylık bazda ise TÜFE’de %1,84 artış yaşandı.
Eylül ayı enflasyonunun ana belirleyicileri arasında ulaştırma grubu aylık %2,79 artışla öne çıktı. Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda da aylık %2,71 artış kaydedildi. Yıllık bazda en yüksek artış ise %48,62 ile eğitim grubunda gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise eylül ayında aylık %2,07, yıllık %27,38 artış gösterdi.
Beklentilerde Farklılaşma: Hanehalkı ve Piyasa Tahminleri
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 23 Ekim 2026’da yayımladığı Ekim 2026 Hanehalkı Beklenti Anketi sonuçları, enflasyon beklentilerinde farklılaşmayı gözler önüne serdi. Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi, bir önceki aya göre 1,85 puan azalarak %43,75‘e geriledi. Ancak piyasa katılımcılarının aynı döneme ilişkin enflasyon beklentisi 0,19 puan artışla %23,89 seviyesine yükseldi. Reel sektörün enflasyon beklentisi ise 0,70 puan azalarak %31,80 oldu.
Ankete göre, hanehalkının gelecek 12 ay sonunda dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,96 lira artarak 56,86 TL olarak gerçekleşti. Yatırım tercihleri incelendiğinde ise, katılımcıların %43,3‘ü “altın alırım” derken, %35,6‘sı “ev, dükkan, arsa vb. alırım” yanıtını verdi. En çok fiyat artışı beklenen ürün ve hizmet grupları ise “yakıt ve enerji” ile “gıda” olarak belirlendi.
Arka Plan: Enflasyonla Mücadele Süreci
Türkiye ekonomisi, son dönemde yüksek enflasyonla mücadele etmek için sıkı para politikası uygulamalarına sahne oldu. TCMB, enflasyonu düşürme hedefiyle politika faizini uzun bir süre yüksek seviyelerde tutmuştu. Bu süreçte, faiz artırımları ve sabit tutma kararları ile parasal sıkılaşma devam ettirildi. Hükümetin uyguladığı ekonomi programı da enflasyonla mücadeleyi öncelikli hedefler arasına koydu.
Merkez Bankası, önceki Para Politikası Kurulu toplantılarında enflasyon görünümündeki iyileşme sinyallerini yakından takip ettiğini belirtmişti. İç talepteki yavaşlama ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması gibi faktörler, faiz indirimine yönelik beklentileri güçlendiren unsurlar oldu. Ancak küresel jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon üzerindeki riskleri canlılığını koruyor.
Tüketiciye Yansıması ve Gelecek Adımlar
Merkez Bankası’nın politika faizini indirmesi, kredi ve mevduat faiz oranları üzerinde potansiyel bir etki yaratabilir. Kredi maliyetlerinin düşmesi, özellikle konut ve taşıt kredisi gibi alanlarda tüketiciler için olumlu bir gelişme olabilir. Ancak, enflasyon beklentilerindeki farklılaşma ve hanehalkının yüksek enflasyon algısı, tüketici harcamaları ve yatırım kararları üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.
Yıllık enflasyonun %30‘un altına inmesi, dezenflasyon sürecinde önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Ancak, gıda ve enerji fiyatlarındaki artış beklentileri, hanehalkının alım gücü üzerindeki baskının süreceğine işaret ediyor. TCMB’nin bir sonraki faiz kararı ve enflasyon verileri, piyasaların ve tüketicilerin yakından takip edeceği kritik göstergeler olacak. Gelecek dönemde, enflasyonla mücadelede atılacak adımlar ve küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin seyrini belirleyecek ana faktörler arasında yer alacak.
