AB Göç Paktı yürürlüğe girdi, İspanya sınırında 18 göçmen öldü

3
AB Göç Paktı yürürlüğe girdi, İspanya sınırında 18 göçmen öldü

AB Göç ve İltica Paktı Yürürlüğe Girdi, İspanya Sınırında Can Kaybı Yaşandı

Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir tartışılan yeni Göç ve İltica Paktı, 12 Haziran 2026 tarihinde resmen yürürlüğe girdi. Bu kapsamlı düzenleme, üye ülkelerin göç ve iltica süreçlerini kökten değiştirmeyi hedefliyor. Paktın yürürlüğe girmesiyle birlikte, AB’nin dış sınırlarında kimlik, güvenlik ve biyometrik veri kontrolleri sıkılaştırılırken, iltica başvuruları için hızlandırılmış prosedürler devreye alındı.

Bu gelişmeler yaşanırken, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya geçmeye çalışan 18 Faslı düzensiz göçmen hayatını kaybetti. 31 Temmuz 2026 tarihli bu trajik olay, İspanya ile Fas arasındaki ilişkilerde gerilime neden oldu ve Avrupa’daki göçmen krizinin acı yüzünü bir kez daha ortaya koydu.

Avrupa Birliği’nin Yeni Göç ve İltica Paktı

AB Komisyonu, Göç ve İltica Paktı’nın tüm üye ülkelerde uygulanmaya başladığını bildirdi. Pakt, 2015’teki göç krizinin ardından atılan adımların bir sonucu olarak ortaya çıktı ve üye ülkeler arasında sığınmacıların paylaşımı, dış sınırların korunması ve iltica başvurularından hangi ülkenin sorumlu olacağı gibi konulardaki görüş ayrılıklarını gidermeyi amaçlıyor.

Yeni düzenlemeler, sınırlarda en fazla 7 gün sürecek bir ön inceleme prosedürü getiriyor. Bu süreçte kişilerin kimlik tespiti, biyometrik verilerinin kaydı ve sağlık taramaları yapılıyor. Paktın en tartışmalı yönlerinden biri ise göç yönetiminin AB sınırlarının dışına taşınması ve üçüncü ülkelere sorumluluk devredilmesi.

Eleştiriler, koruma ihtiyacı olan kişilerin sığınma hakkına erişiminin zorlaşabileceğine ve insan hakları ihlallerine yol açabileceğine dikkat çekiyor. Paktın, göçün yönetilmesinden ziyade caydırılmasını öncelikli hedef olarak benimsediği belirtiliyor.

İspanya Sınırında İnsani Kriz ve Diplomatik Gerilim

31 Temmuz 2026 tarihinde, Fas’ın Castillejos kasabası kıyılarından İspanya’nın Ceuta kentine geçmeye çalışan 18 Faslı göçmen hayatını kaybetti. Bu olay, İspanya’nın Ceuta kentinde süregelen göç baskısını bir kez daha gündeme getirdi.

Binlerce göçmen, Fas ile Ceuta arasındaki 3 kilometrelik Tarajal sınırına akın etti; bazıları yüzerek, bazıları ise kamyon kasalarına gizlenerek geçmeye çalıştı. Artan göç hareketliliği nedeniyle İspanya hükümeti bölgeye ilave güvenlik güçleri ve asker sevk etme kararı aldı.

Bu insani kriz, İspanya ile İtalya arasında diplomatik gerilime de yol açtı. İtalya Başbakanı Antonio Tajani, İspanya’nın 500 binden fazla düzensiz göçmene İspanyol vatandaşlığı verme kararının hatalı olduğunu belirterek, İspanya’nın serbest dolaşım sağlayan Schengen Bölgesi’nden çıkarılması çağrısında bulundu.

İngiltere’de Göç ve İltica Yasası Değişiklikleri

İngiltere’de göç ve iltica sistemini köklü biçimde değiştirmeyi amaçlayan yeni yasa tasarısı, 30 Haziran 2026’da parlamentoya sunuldu ve 13 Temmuz 2026’da ikinci okuması yapıldı. Göç ve İltica Yasa Tasarısı 2026, iltica kararlarına yapılan itirazların hızlandırılmasını, sınır dışı işlemlerinin kolaylaştırılmasını ve insan hakları gerekçesiyle ülkede kalmanın zorlaştırılmasını öngörüyor.

Tasarı, ilk derece göçmenlik itirazlarını dinleyen yasal nitelikli yargıçların yerine, Hukuksal Göçmenlik Temyiz Kurumu (IIAA) adlı yeni bir kuruluşun görevlendirilmesini öneriyor. Bu yeni sistemde itirazlar, yasal nitelikli veya hukuki deneyimi olmayan IIAA hakemleri tarafından karara bağlanacak. Hükümet, bu değişikliğin karar verici sayısını artırarak gecikmeleri azaltacağını ve itirazları daha hızlı işleyeceğini belirtiyor.

Ayrıca, 9 Temmuz 2026’da yayımlanan Göçmenlik Kuralları’ndaki değişiklikler, 30 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Bu değişiklikler, aile birleşimi ve çocukların bakımı gibi konularda yeni düzenlemeler içeriyor.

Kanada’da Dünya Kupası Sonrası İltica Başvuruları

2026 FIFA Dünya Kupası, Kanada’da göç tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Dairesi (IRCC) tarafından 23 Temmuz 2026’da paylaşılan verilere göre, turnuva sürecinde ülkeye gelen 175 kişi iltica başvurusunda bulundu.

Ayrıca, 87 geçici oturum başvurusunun da onaylandığı duyuruldu. Bu durum, büyük spor organizasyonlarının göç hareketleri üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu tür başvuruların uluslararası hukuk ve ülkelerin göç politikaları kapsamında ayrı ayrı değerlendirildiğini belirtiyor.

Türkiye’nin Sınır Güvenliği Çabaları

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 30 Temmuz 2026’da yaptığı açıklamada, Türkiye ile Irak arasındaki güvenlik iş birliğinin kesintisiz devam ettiğini bildirdi. Bakanlık, ortak mekanizmaların işletildiğini ve sınır güvenliği ile terörle mücadeleye yönelik koordinasyonun kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

MSB’nin paylaştığı verilere göre, son bir hafta içerisinde yasa dışı yollarla sınırlardan geçmeye çalışan 468 kişi yakalandı; bu kişilerin 4’ü terör örgütü mensubuydu. Aynı dönemde 1.102 kişinin yasa dışı geçişi engellendi. 1 Ocak’tan bu yana hudutlarda yakalananların sayısı 6.953’e, engellenenlerin sayısı ise 43.878’e ulaştı.

Arka Plan

Küresel göç, savaşlar, ekonomik çöküşler ve iklim krizleri gibi nedenlerle her geçen gün artıyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, 2024 yılı ortası itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 304 milyon uluslararası göçmen bulunuyor; bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık %3,7’sine karşılık geliyor. 2024 yılı sonunda ise mülteciler, sığınmacılar ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler dâhil olmak üzere dünya genelinde 120 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumdaydı.

Bu kitlesel hareketlilik, uluslararası siyasetin sınır koruma ve insan hakları dengesini sarsıyor. Birçok ülke sınır hatlarına tel örgüler çekip güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarırken, sığınma hakkı gibi temel uluslararası hukuk normları ciddi bir sınav veriyor. Küresel mülteci nüfusunun %80’inden fazlası, gelişmiş batılı devletler yerine coğrafi olarak kriz bölgelerine yakın gelişmekte olan ülkelerde barınıyor.

Ne Anlama Geliyor?

Yeni göç politikaları, hem göçmenlerin hem de hedef ülkelerin yaşamlarını derinden etkiliyor. AB’nin yeni paktı ile sığınma başvurusu yapanlar için daha sıkı prosedürler, daha fazla biyometrik kayıt ve daha hızlı geri gönderme girişimleri öngörülüyor. Bu durum, özellikle AB’nin dış sınırlarında bulunan ülkelerdeki baskıyı artırırken, mültecilerin Avrupa içinde serbest hareket etmesini zorlaştırıyor.

İngiltere’deki yasa değişiklikleri, itiraz süreçlerini hızlandırarak ve yargı denetimini azaltarak göçmenlerin yasal hak arayışlarını kısıtlama potansiyeli taşıyor. İspanya sınırında yaşanan trajediler ise, sertleşen sınır politikalarının insani maliyetini gözler önüne seriyor. Bu politikalar, insan kaçakçılığı ağlarının manipülasyonuna zemin hazırlayarak krizleri daha da derinleştirebiliyor.

Küresel göç hareketliliği ve buna karşılık gelen sınır politikalarındaki değişiklikler, uluslararası toplum için karmaşık sorunlar yaratmaya devam ediyor. Devletler, bir yandan kendi güvenliklerini sağlama ve düzensiz göçü kontrol altına alma çabasındayken, diğer yandan insan hakları ve uluslararası koruma yükümlülüklerini dengeleme zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyor. Bu dinamikler, önümüzdeki dönemde de uluslararası ilişkilerin ve iç politikaların en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürecek.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın