Asya Ekonomisi %4,8 Büyüme Beklentisiyle Yükseliyor, Hindistan Japonya’yı Geride Bırakıyor

2
Asya Ekonomisi %4,8 Büyüme Beklentisiyle Yükseliyor, Hindistan Japonya’yı Geride Bırakıyor

Asya Ekonomisinde Yeni Dengeler

Asya ekonomisi, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 2026 yılı için yükseltilen %4,8‘lik büyüme tahminiyle küresel çapta dikkatleri üzerine çekiyor. Bu yükselişin temelinde, özellikle Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong gibi gelişmiş Asya ekonomilerinde yapay zeka altyapısına yönelik güçlü talep bulunuyor. Gelişmiş Asya ekonomilerinin büyüme hızının 2025’teki %2,5 seviyesinden 2026’da %3,2‘ye çıkması bekleniyor.

Hindistan, bölgedeki en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olarak öne çıkıyor. Ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH), 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %7,80 oranında büyüdü. IMF’nin Ekim 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre Hindistan ekonomisinin hem 2026 hem de 2027’de %7,0 büyümesi bekleniyor. Bu güçlü performansla Hindistan’ın 2027 yılına kadar dünyanın dördüncü büyük ekonomisi haline gelerek Japonya ve İngiltere’yi geride bırakacağı tahmin ediliyor.

Çin ekonomisi ise son dönemde bir yavaşlama eğilimi gösteriyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde GSYİH, bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,30 oranında büyüdü. Bu oran, ilk çeyrekteki %5,0‘lık büyümenin altında kalarak 2022’nin dördüncü çeyreğinden bu yana kaydedilen en zayıf yıllık büyüme oldu. Zayıf iç talep, düşük özel yatırım ve uzun süredir devam eden emlak durgunluğu, bu yavaşlamanın ana nedenleri arasında gösteriliyor. IMF, Çin için 2026 büyüme beklentisini %4,5, 2027 beklentisini ise %4,0 olarak açıkladı.

Japonya ekonomisi ise küresel sıralamada gerileme riskiyle karşı karşıya. IMF’nin tahminlerine göre Japonya, 2027 yılına kadar dördüncü sıradan altıncı sıraya düşebilir. Ülkenin nominal GSYİH’sinin 2026’da 4 trilyon 341,9 milyar dolara ulaşması beklenirken, 2027’de Hindistan’ın 4 trilyon 521,1 milyar dolara ve İngiltere’nin 4 trilyon 488,9 milyar dolara ulaşarak Japonya’yı geçeceği öngörülüyor. Zayıf ekonomik büyüme ve yenin dolar karşısındaki değer kaybı, bu gerilemenin temel nedenleri olarak belirtiliyor.

Siyasi Sahnedeki Gelişmeler

Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) 7. Zirvesi, 16 Ekim 2026 tarihinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de başladı. “Güçlü CICA: Asya’da Bağlantısallık, Dijitalleşme ve Sürdürülebilir Büyüme” temasıyla düzenlenen zirveye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Laos ve Katar gibi ülkelerin devlet başkanları ile İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da katıldı. Türkiye’yi ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti.

Zirvede dikkat çeken bir diplomatik gelişme yaşandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve birçok ülkeden temsilci, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un konuşması sırasında salonu terk etti. Bu protesto, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde devam eden ve on binlerce can kaybına yol açan çatışmalara yönelik uluslararası tepkilerin bir yansıması olarak değerlendirildi.

Bölgesel bağlantıların güçlenmesi adına önemli bir adım olarak, Çin ile Kuzey Kore’yi birbirine bağlayan Yeni Yalu Nehri Köprüsü, 15 Ekim 2026 tarihinde 10 yılı aşkın bir gecikmenin ardından hizmete açıldı. Yaklaşık 3 kilometre uzunluğundaki dört şeritli köprünün, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmesi bekleniyor.

Öte yandan, Azerbaycan’da 15 Ekim 2026 tarihinde başörtülü öğretmen ve öğrencilere yönelik kısıtlamalar ülke gündemine oturdu. Eğitim kurumlarında yaşanan bu uygulamalar, sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı buldu.

Çin, küresel finans sisteminde dolar bağımlılığını azaltma yönünde adımlar atıyor. Ülke, altın rezervlerini rekor seviyelere çıkarırken, yuanın uluslararası kullanımını artırmayı ve Hong Kong’u önemli bir altın ticaret merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Bu strateji, küresel piyasalardaki dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor.

Arka Plan

Asya ekonomisinin son yıllardaki büyüme dinamikleri, küresel ticaret ve yatırım akışlarını derinden etkiliyor. Özellikle Çin’in uzun süreli yüksek büyüme performansı, bölgenin ve dünyanın ekonomik haritasını yeniden çizdi. Ancak son dönemde Çin’in iç talep sorunları ve emlak sektöründeki durgunluk, bu büyüme modelinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Hindistan ise genç nüfusu, kamu yatırımları ve dijitalleşme hamleleriyle küresel büyümenin yeni lokomotifi olarak öne çıkıyor.

Siyasi alandaki gelişmeler de Asya’nın geleceğini şekillendiriyor. Bölgesel işbirliği platformları, güvenlik ve ekonomik entegrasyon arayışları devam ederken, jeopolitik gerilimler ve diplomatik anlaşmazlıklar da gündemdeki yerini koruyor. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların Asya ülkeleri üzerindeki enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerindeki etkileri, bölgesel istikrarı doğrudan ilgilendiriyor.

Pratik Etki

Asya ekonomisindeki bu değişimler, küresel tüketiciden yatırımcıya kadar geniş bir yelpazeyi etkiliyor. Hindistan’ın yükselişi, yeni yatırım fırsatları ve pazar potansiyeli sunarken, Çin’deki yavaşlama küresel tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir. Yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımlar, bölgedeki teknoloji şirketleri için büyük bir büyüme alanı yaratıyor ve bu durum, yarı iletken ve ilgili teknoloji ürünlerine olan talebi artırıyor.

Asya borsalarında yaşanan dalgalanmalar, yatırımcılar için riskleri ve fırsatları beraberinde getiriyor. ABD’deki enflasyon verileri ve faiz artırımı beklentileri, Asya piyasalarını doğrudan etkiliyor. Endonezya piyasasının %11 düşmesi gibi sert hareketler, bölgesel piyasalardaki kırılganlığı gözler önüne seriyor. Öte yandan, Güney Kore’nin KOSPI endeksi %3,3 ve Japonya’nın Nikkei 225 endeksi %1,7 yükselerek teknoloji hisselerindeki toparlanmayı işaret etti.

Siyasi gelişmeler ise bölgesel istikrar ve ticaret ilişkileri üzerinde belirleyici rol oynuyor. CICA Zirvesi gibi platformlar, diyalog ve işbirliği için zemin oluştururken, diplomatik gerilimler ve sınır ötesi projeler, ülkeler arası ilişkilerin seyrini belirliyor. Çin’in de-dolarizasyon çabaları, uzun vadede küresel finansal sistemin yapısını değiştirebilir ve uluslararası ticarette farklı para birimlerinin kullanımını artırabilir.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın