BM’den 13 Ülkede Kötüleşen Açlık Uyarısı
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından hazırlanan ortak rapor, 13 ülkede milyonlarca insanı etkileyen akut gıda güvensizliğinin daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu. Raporda, Sudan, Güney Sudan, Yemen, Filistin, Nijerya’nın kuzeydoğusu ve Somali’nin Burhakaba Bölgesi’nin en kritik ve yüksek endişe duyulan bölgeler olduğu belirtildi. Bu bölgelerde akut açlık risklerinin arttığına dikkat çekilirken, Afganistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Haiti, Myanmar, Mali, Lübnan ve Madagaskar’ın da diğer kritik bölgeler arasında yer aldığı ifade edildi.
Rapora göre, devam eden çatışmalar ve şiddet olayları, akut gıda güvensizliğinin temel nedeni olmaya devam ediyor. Gıda yardımı ve tarımsal destek programlarına ayrılan kaynaklardaki ciddi azalışa rağmen, bu ülkelerde yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısı yaklaşık 266 milyon kişiye yükseldi. Bu durum, küresel gıda güvenliği açısından endişe verici bir tablo çiziyor.
Açlık Noktaları ve Risk Altındaki Bölgeler
Haziran-Kasım dönemi için “açlık noktaları” olarak belirlenen bölgeler, küresel gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Bu bölgelerde yaşanan şiddet olayları ve çatışmalar, tarımsal üretimi sekteye uğratırken, gıda tedarik zincirlerini de olumsuz etkiliyor. Raporda, özellikle Sudan, Güney Sudan ve Yemen’deki durumun ciddiyetine vurgu yapıldı. Bu ülkelerde milyonlarca insan, temel gıda maddelerine erişimde zorluk yaşarken, yetersiz beslenme oranları da endişe verici boyutlara ulaştı.
Filistin, Nijerya’nın kuzeydoğusu ve Somali’nin Burhakaba Bölgesi de yüksek risk altındaki diğer bölgeler olarak sıralandı. Bu bölgelerdeki insani krizlerin derinleşmesi, uluslararası toplumun dikkatini ve acil müdahalesini gerektiriyor. Afganistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Haiti, Myanmar, Mali, Lübnan ve Madagaskar gibi ülkeler de potansiyel risk taşıyan bölgeler arasında yer alıyor.
Kaynak Azalması ve Etkileri
Raporda dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise gıda yardımı ve acil tarımsal destek programlarına ayrılan kaynaklardaki ciddi azalış. 2022-2025 döneminde bu kaynakların yaklaşık %59 oranında azalarak neredeyse 10 yıl önceki seviyelere gerilemesi, kriz bölgelerindeki durumu daha da ağırlaştırıyor. Bu durum, yardıma muhtaç nüfusun artmasına ve insani krizlerin derinleşmesine yol açıyor.
Kaynaklardaki bu azalmaya rağmen, akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısının yaklaşık 266 milyon kişiye yükselmesi, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Bu rakamlar, küresel çapta gıda güvenliğini sağlamak için daha fazla uluslararası iş birliği ve acil eylem planlarının gerekliliğini ortaya koyuyor.
Gıda Fiyatlarındaki Değişimler
Küresel gıda fiyatları, son dönemde farklı eğilimler gösteriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından açıklanan verilere göre, küresel gıda fiyatları Mayıs 2026’da bir önceki aya göre %0,2 gerileyerek 130,8 puan oldu. Bu düşüşte, bitkisel yağ fiyatlarındaki gerilemenin tahıl ve şeker fiyatlarındaki artışı dengelemesi etkili oldu. Ancak, geçen yılın aynı dönemine göre %2,9‘luk bir artış söz konusu.
Tahıl Fiyat Endeksi, Mayıs ayında bir önceki aya göre %2,6 artış göstererek 114,3 puana ulaştı. Bu artışta küresel bazda yükselen yakıt ve gübre maliyetleri ile olumsuz hava koşulları etkili oldu. Buğday fiyatları aylık %3,4, mısır fiyatları aylık %1,9 ve pirinç endeksi %2,7 arttı. Öte yandan, Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi ise bir önceki aya göre %4,6 gerileyerek bu yılın ilk aylık düşüşünü kaydetti. Şeker Fiyat Endeksi’nde ise %7,5‘lik bir yükseliş yaşandı. FAO Et Fiyat Endeksi de Nisan ayında %1,2 artışla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Gıda Güvenliği İçin Gelecek Perspektifi
BM raporu, gelecekteki gıda güvenliği durumu hakkında önemli ipuçları veriyor. Devam eden çatışmalar, iklim değişikliği ve ekonomik dalgalanmalar, gıda krizlerinin temel nedenleri olmaya devam ediyor. Bu faktörlerin bir araya gelmesi, küresel çapta “mükemmel fırtına” olarak adlandırılan bir duruma yol açarak gıda fiyatlarında yıllarca sürecek artışlara neden olabiliyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gerilimler ve olası kesintiler, küresel tarım ve gıda sistemi için ciddi riskler oluşturuyor. Bu durumun, gübre ve üretim maliyetlerini artırarak, uzun vadede gıda üretimini ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit edebileceği belirtiliyor. FAO, bu risklere karşı erken harekete geçilmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.
