Apple, Face ID ile Biyometrik Veri Toplamakla Suçlanıyor
Teknoloji devi Apple, Face ID ve Dikkat Özellikleri aracılığıyla kullanıcılarından yasa dışı yollarla biyometrik veri topladığı iddiasıyla yeni bir toplu dava ile karşı karşıya kaldı. Dava, 4 Temmuz 2026 tarihinde Illinois federal mahkemesinde Samantha Mettler tarafından açıldı. Şikayette, Apple’ın kullanıcıların iris ve retina taramalarını gizlice topladığı öne sürülüyor.
Dava dilekçesinde, Apple’ın Face ID özelliğini kullanmayan cihaz sahiplerinden bile bu verileri topladığı iddia ediliyor. Şirketin, bu biyometrik bilgileri toplamak için yazılı onay almadığı ve bu durumu kullanıcılara açıklamadığı belirtildi. Bu durum, kişisel veri gizliliği konusunda yeni bir tartışma başlattı.
Arka Plan
Apple’a karşı açılan bu dava, şirketin Face ID özelliğinin çalışma prensiplerini ve veri toplama yöntemlerini mercek altına alıyor. Davacı Mettler, Apple’ın TrueDepth kamerasının, kullanıcılar Face ID’ye kaydolmamış olsa bile, ekranı karartma gibi özellikler için iris veya retina konumunu izlemek üzere etkinleştiğini iddia ediyor.
Dava, Apple’ın yüz tanıma amaçlı yüz şablonu verilerini topladığını açıklarken, iris ve retina taramaları gibi “tamamen farklı ve ek bir biyometrik bilgi toplama biçimini” açıklamadığını vurguluyor. Bu, kullanıcıların ek veri toplama hakkında bilgi sahibi olmadığı anlamına geliyor.
Benzer bir gelişme olarak, OpenAI da ChatGPT kullanıcılarının sorgularını Meta ve Google ile paylaştığı iddialarıyla bir gizlilik davasıyla mücadele ediyor. Şirket, kullanıcıların gizlilik politikasını kabul ederek bu paylaşıma rıza gösterdiğini savunuyor.
Öte yandan, sosyal medya platformları da bağımlılık iddialarıyla yargı süreçleriyle karşı karşıya. Tennessee eyaletinin Meta’ya karşı açtığı dava bu hafta başlarken, Instagram’ın gençleri bağımlılığa sürükleyecek şekilde tasarlandığı öne sürülüyor. New Mexico eyaleti benzer bir davada 375 milyon dolar tazminat kazanmıştı.
Kullanıcıya Etkisi ve Sektördeki Yansımaları
Apple’a karşı açılan bu dava, milyonlarca iPhone kullanıcısını doğrudan ilgilendiriyor. Eğer iddialar kanıtlanırsa, şirketin veri toplama pratiklerini değiştirmesi ve kullanıcılara tazminat ödemesi gündeme gelebilir. Kullanıcılar, cihazlarının gizlilik ayarlarını ve veri toplama izinlerini daha dikkatli incelemeye teşvik ediliyor.
Bu tür davalar, teknoloji şirketlerinin şeffaflık yükümlülüklerini artırıyor ve biyometrik veri gibi hassas bilgilerin korunması konusunda daha sıkı düzenlemelerin önünü açıyor. Tüketiciler, kişisel verilerinin nasıl işlendiği ve kimlerle paylaşıldığı konusunda daha fazla bilgi talep ediyor.
Türkiye’de de kişisel verilerin korunması konusunda önemli adımlar atılıyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), 1 Temmuz 2026 tarihinde aldığı kararla, kaza mağdurlarının kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde elde ederek tazminat vaat eden hasar danışmanlık şirketlerine ağır idari yaptırımlar getireceğini duyurdu. Bu karar, özellikle trafik ve iş kazası tutanaklarından sızdırılan verilere karşı bir önlem niteliği taşıyor.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi (AYM), 16 Nisan 2026 tarihli kararıyla (14 Temmuz 2026’da yayımlandı), kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçlarının şikayet aranmaksızın resen soruşturulmasını Anayasa’ya uygun buldu. Bu karar, kişisel veri suçlarıyla mücadelede kamu menfaatinin önceliğini vurguluyor ve soruşturma süreçlerini hızlandırabilir.
Veri İhlali Davalarında Son Gelişmeler
Son dönemde birçok şirket, geçmiş veri ihlalleri nedeniyle yüklü tazminat ödemeyi kabul etti. 17 Temmuz 2026 tarihinde açıklanan uzlaşmalara göre, LastPass 2022 veri ihlali için 8.2 milyon dolar, Fidelity Investments 2024 veri ihlali için 2.5 milyon dolar ve Pawn America 2021 veri ihlali için 3.18 milyon dolar ödeyecek.
Serviceaide ise 2024’teki veri ihlali nedeniyle 1.8 milyon dolarlık bir toplu dava uzlaşmasına vardı. Bu uzlaşmalar, veri güvenliğinin önemini ve şirketlerin bu konudaki sorumluluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bu gelişmeler, dijital platformların ve uygulamaların kullanıcı verilerini koruma yükümlülüğünün giderek arttığını gösteriyor. Hem teknoloji devleri hem de daha küçük ölçekli şirketler, kişisel veri gizliliği ve güvenliği konusunda daha dikkatli olmak zorunda kalacak. Yasal düzenlemeler ve açılan davalar, bu alandaki standartları yükseltmeye devam ediyor.
