YÖK’ten Yapay Zekâ Eğitimi Hamlesi: 81 Yeni Programla Kontenjanlar 4 Kat Arttı

47
YÖK’ten Yapay Zekâ Eğitimi Hamlesi: 81 Yeni Programla Kontenjanlar 4 Kat Arttı

YÖK, Yapay Zekâ ve Bilişimde Yeni Programlar Açtı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), yapay zekâ ve bilişim alanında son üç yılda 81 yeni program açtığını duyurdu. Bu hamleyle birlikte, 171 üniversitedeki toplam program sayısı 785’e ulaştı. YÖK’ten yapılan açıklamada, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki insan kaynağını yetiştirecek yükseköğretim altyapısının önemli ölçüde güçlendirildiği belirtildi.

Ön lisans düzeyindeki yapay zekâ ve bilişim temelli programların kontenjanı 1610’dan 6 bin 828’e çıkarılarak dört kattan fazla artırıldı. Lisans programlarının kontenjanı ise 2 bin 355’ten 4 bin 420’ye yükseltildi. Bu genişleme, Türkiye’nin dijital ekonomisi ve yapay zekâ ekosisteminin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirme kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Notmatix, İbn Haldun Üniversitesi’nde Tanıtıldı

Türkiye’de geliştirilen ilk yapay zekâ destekli ölçme ve değerlendirme platformu Notmatix’in ilk kurumsal üniversite uygulaması 14 Temmuz 2026 tarihinde İbn Haldun Üniversitesi’nde tanıtıldı. İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, Notmatix projesinin eğitimde işleri kolaylaştıracağını ifade etti.

Platform, yapay zekâ teknolojisiyle ölçme, değerlendirme ve öğrenci takibi süreçlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Erdoğan, yapay zekânın nimetlerinden yararlanılması gerektiğini ancak bu teknolojinin adalete ve barışa hizmet edip etmeyeceğinin sorgulanmasının önemine dikkat çekti.

Eğitimde Yapay Zekâ Tartışmaları ve MEBİ Uygulaması

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 22 Haziran 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, yapay zekâ ve teknolojinin eğitim öğretim süreçlerinde kullanımının kritik olduğunu vurguladı. Bakanlık olarak bu teknolojiyi eğitim süreçlerinin bir parçası haline getirdiklerini belirten Tekin, liselere ve üniversitelere hazırlanan öğrenciler için yapay zekâ destekli MEBİ uygulamasını başlattıklarını duyurdu.

Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), 27 Haziran 2026 tarihinde ikinci gününde yapay zekânın eğitim sistemlerine etkilerini ele aldı. Zirvede, Avrupa Konseyi’nin ilk başkanı Herman Van Rompuy ve Slovenya eski Cumhurbaşkanı Borut Pahor gibi önemli isimler, yapay zekânın insan etkileşiminin yerini almaması gerektiğini vurguladı.

Bağlam: Yapay Zekâ Eğitimin Merkezinde

Yapay zekâ, son yıllarda eğitim sektöründe hızla ana akım bir araç haline geldi. 2025 yılı, yapay zekânın deney aşamasından günlük kullanıma geçtiği bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Ders planlaması, özel ders, notlandırma ve idari iş akışları gibi birçok alanda yapay zekâ destekli çözümler yaygınlaştı.

Ancak bu hızlı benimseme, eğitim kurumlarını hazırlıksız yakaladı. Dünya genelinde okulların ve üniversitelerin büyük çoğunluğunun yapay zekâ kullanımıyla ilgili resmi bir politikası veya rehber ilkesi bulunmuyor. Bu durum, teknolojinin sunduğu fırsatların yanı sıra etik endişeleri de beraberinde getiriyor.

Öğrenci Kullanımı ve Etik Sınırlar

RAND Corporation’ın Mart 2026’da yayımladığı bir araştırma, ortaokul ve lise öğrencilerinin büyük çoğunluğunun 2025 boyunca ödev için yapay zekâ kullandığını ortaya koydu. 2026 verilerine göre, K-12 öğrencilerinin %30’u yapay zekâ araçlarını günde en az bir kez kullanırken, öğrencilerin %53’ü ödevlerinde yapay zekâdan yardım alıyor.

Bu yaygın kullanım, beraberinde etik tartışmaları da getiriyor. Lise öğrencilerinin %64’ü yapay zekâ kullandıkları için kopya çekmekle suçlanmaktan korkuyor. Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsünde bazı bilgisayar bilimleri derslerinde başarısızlık oranlarının artması, öğrencilerin yapay zekâya aşırı bağımlılığını gündeme taşıdı.

Atatürk Üniversitesi’nde 22 Haziran 2026 tarihinde tamamlanan “Üretken Yapay Zekâ ve Etik Sınırlar” eğitimi, bu konudaki farkındalığı artırmayı hedefledi. Eğitimde, üretken yapay zekâ teknolojilerinin akademik süreçlerdeki rolü, kullanım olanakları ve etik sınırları ele alındı.

Pratik Etki: Eğitimde Dönüşüm ve Yeni Beceriler

Yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öğrenme ortamları, öğrencilerin hızına, ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış içerikler sunarak geleneksel sınıf yapılarının sınırlarını esnetiyor. Bu sistemler, öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirirken, eğitmenlerin idari iş yükünü azaltma potansiyeli taşıyor.

YÖK’ün açtığı yeni programlar, “yapay zekâ destekli web tasarımı ve kodlama”, “tarih ve yapay zekâ”, “felsefe ve yapay zekâ” gibi disiplinlerarası alanları kapsıyor. Bu programlar, geleceğin mesleklerine yönelik nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefiyle, öğrencilere yapay zekâ çağının gerektirdiği becerileri kazandırmayı amaçlıyor.

Ancak uzmanlar, yapay zekânın doğrudan eğitimin kalitesini yükseltmeyeceğini, aksine onu sorgulama, geliştirme ve eleştirel becerilerle birleştirme gerekliliğini vurguluyor. Yapay zekânın insan zihnini tembelleştirmek yerine, onu daha eleştirel ve sorgulayıcı bir seviyeye taşıması için doğru kullanılması büyük önem taşıyor.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın