Türkiye’de DEAŞ’a Kapsamlı Operasyonlar: 40 Şüpheli Gözaltına Alındı
Türkiye, terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. Son olarak 25 ve 26 Ağustos 2026 tarihlerinde İzmir ve İstanbul merkezli düzenlenen iki ayrı operasyonda toplam 40 şüpheli gözaltına alındı. İzmir’de, sosyal medyada DEAŞ propagandası yaptığı ve geçmişte örgüt adına faaliyet yürüttüğü belirlenen 26 kişi yakalandı.
İstanbul merkezli dört ilde gerçekleştirilen operasyonlarda ise DEAŞ’ın finansal yapılanmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Bu kapsamda, çatışma bölgelerinde ölen örgüt mensuplarına finansman sağladığı ve örgüt adına para topladığı tespit edilen 14 şüpheli yakalandı. Operasyonlarda çok sayıda dijital materyal ve dokümana el konuldu.
ABD’den Suriye ve HTŞ Kararı: Terör Listelerinden Çıkarıldı
Uluslararası güvenlik sahnesinde dikkat çeken bir diğer gelişme, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’yi 47 yıl sonra “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkarması oldu. Bu karar, 24 Ağustos 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun başlattığı 45 günlük inceleme sürecinin ardından açıklandı.
Aynı zamanda, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünü de “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” (SDGT) listesinden çıkardı. HTŞ’nin “Yabancı Terör Örgütü” statüsü 8 Temmuz 2025’te, “Küresel Terörist” statüsü ise 24 Ağustos 2026’da iptal edilmişti. Bu adımlar, Esad rejiminin 2024 sonunda devrilmesinin ardından ABD’nin Suriye politikasındaki köklü değişimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
PKK ve YPG’de Yeni Gelişmeler
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 10 Ağustos 2026 tarihinde “Milli Dayanışmayı Güçlendirme Yasası”nı kabul etti. Bu yasa, PKK’nın iç tehdidini etkisiz hale getirmeyi amaçlayan ve örgüt mensuplarının koşullu af, serbest bırakılma ve yeniden entegrasyonu için bir çerçeve sunuyor. Yasanın yürürlüğe girmesi, örgütün tamamen silahsızlanması ve dağılması şartına bağlı olacak.
Öte yandan, terör örgütü YPG’nin sözde “özerk yönetimi ve ona bağlı tüm askeri ve sivil oluşumlarını feshettiği” açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu gelişmeyi “tarihi ve destansı” olarak nitelendirdi.
Arka Plan
Türkiye, uzun yıllardır PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi farklı terör örgütleriyle mücadele ediyor. Bu mücadele hem yurt içinde kapsamlı operasyonlarla hem de sınır ötesi harekatlarla sürdürülüyor. Terörün finans kaynaklarının kurutulması ve propaganda faaliyetlerinin engellenmesi, güvenlik güçlerinin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Uluslararası alanda ise Suriye’deki iç savaş ve bölgesel aktörlerin müdahaleleri, terör örgütlerinin faaliyet alanını genişletmişti. ABD’nin Suriye politikasındaki değişiklikler, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Özellikle HTŞ gibi örgütlerin terör listelerinden çıkarılması, uluslararası toplumda farklı yorumlara neden oluyor.
Pratik Etki ve Bölgesel Yansımalar
Türkiye’deki DEAŞ operasyonları, örgütün hem eleman temin etme hem de finansal ağlarını zayıflatma açısından kritik öneme sahip. Yakalanan 40 şüpheli, örgütün şehir yapılanmalarına ciddi bir darbe vuruyor ve olası eylemlerin önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Daha önce 7 Ağustos 2026’da 30 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 104 DEAŞ şüphelisi de bu mücadelenin kapsamını gözler önüne seriyor.
ABD’nin Suriye ve HTŞ hakkındaki kararları ise bölgedeki siyasi ve güvenlik dinamiklerini kökten değiştirebilir. Suriye’nin terör listesinden çıkarılması, ülkenin uluslararası finans sistemine yeniden entegrasyonunun önünü açabilir ve yeniden inşa süreçlerini hızlandırabilir. Ancak bu durum, bölgedeki diğer aktörler ve terörle mücadeledeki ortaklıklar açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirecektir. HTŞ’nin terör listesinden çıkarılması, bazı çevrelerce örgütün meşruiyet kazanması olarak yorumlanırken, diğerleri tarafından Suriye’deki yeni siyasi gerçekliklere uyum çabası olarak değerlendiriliyor.
YPG’nin sözde özerk yönetimini feshetmesi ve Türkiye’deki “Milli Dayanışmayı Güçlendirme Yasası”nın kabulü, PKK ile mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin “terörsüz Türkiye” hedefine ulaşma yolunda atılan önemli adımlar olarak öne çıkıyor. Ancak bu süreçlerin sahada nasıl bir karşılık bulacağı ve bölgesel güvenlik üzerindeki uzun vadeli etkileri yakından takip edilecek.
