SPK, Banka Dışı Kripto Saklama Kuruluşlarına Yeni Şartlar Getirdi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de faaliyet gösterecek banka dışı kripto varlık saklama kuruluşları için önemli düzenlemeleri hayata geçirdi. 22 Ağustos 2026 tarihli açıklamaya göre, bu kuruluşların 2026 yılı için asgari 630 milyon TL nakden ödenmiş sermayeye sahip olması zorunlu kılındı. Ayrıca, müşteri varlıklarının büyüklüğüne göre özsermaye yükümlülüğü 1,9 milyar TL‘ye kadar yükselebilecek.
Bu yeni şartlar, kripto varlık piyasasında kurumsal yapıyı güçlendirmeyi ve yatırımcı güvenliğini artırmayı hedefliyor. Kuruluşların, SPK’dan önce kuruluş izni, ardından faaliyet izni ve yetki belgesi alması gerekiyor. Yetki belgesi olmadan müşteri varlığı veya özel anahtar yönetimi yapılamayacak.
Kurumsal Saklama ve Bankaların Rolü Genişliyor
SPK, geçtiğimiz ay yayımladığı 2026/34 sayılı bültende, üç büyük bankanın kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet izni talebini olumlu karşıladı. Bu gelişme, kurumsal saklamanın bankacılık kanadına açılmasıyla müşteri varlıklarının platform riskinden ayrıştırılması açısından yapısal bir adım olarak değerlendiriliyor. Aynı bültende, iki yeni kripto platformunun kuruluşuna da onay verildi.
Banka dışı saklama kuruluşlarının ticaret unvanında “kripto varlık saklama kuruluşu” ibaresinin bulunması da III-35/B.1 sayılı Tebliğ m.7/2 kapsamında zorunlu tutuluyor. Bu düzenlemeler, sektördeki şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırmayı amaçlıyor.
MASAK Disiplini ve Küresel Regülasyonlar
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) da kripto varlık ekosistemindeki disiplini sürdürüyor. Genel Tebliğ uyarınca kripto çekim işlemleri, yatırma veya alım işleminden en az 48 saat sonra gerçekleştirilebiliyor. İlk çekimlerde ise bu süre en az 72 saat olarak uygulanıyor. Bu kurallar, kara para aklama ve terörizmin finansmanı gibi suçlarla mücadelede önemli bir rol oynuyor.
Küresel çapta da kripto varlık regülasyonlarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Avrupa Birliği’nde MiCA’nın geçiş dönemi 1 Temmuz 2026’da sona erdi. Bu tarihten itibaren yetki belgesi olmayan hiçbir kripto platformu AB müşterilerine hukuka uygun hizmet veremiyor. ABD’de SEC ve CFTC, 17 Mart 2026’da kripto varlıkların hukuki niteliğine ilişkin ortak yorum yayımladı. Hong Kong Para Otoritesi (HKMA) ise 10 Nisan 2026’da ilk iki stablecoin ihraççı lisansını verdi.
Arka Plan
Türkiye’de kripto varlık ekosistemini düzenleme çalışmaları, 2024 yılında “kripto para yasası” olarak bilinen ilk düzenlemeyle başladı. Bu yasa ile SPK, kripto varlık ekosistemi üzerinde yetkili kılındı. İlk yasal çerçevenin ardından, 2025 yılının ilk çeyreğinde ikincil düzenlemeler olarak bilinen tebliğler Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu tebliğler, kripto para borsalarının kuruluş ve işleyiş süreçlerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Yapılan düzenlemelerle bankaların da kripto varlık saklama hizmetinde bulunabilmelerine imkan sağlandı. SPK’ye bugüne kadar 5’ten fazla bankanın saklama kuruluşu için başvuruda bulunduğu görülüyor. Ayrıca, Türkiye’de yerleşik kişilere hizmet sunmak isteyen kuruluşların faaliyette bulunabilmesi için SPK’ye başvuru yapmaları gerekiyor.
Kullanıcıya Etkisi
Yeni düzenlemeler, kripto varlık kullanıcıları için daha güvenli ve şeffaf bir ortam yaratmayı hedefliyor. Özellikle saklama kuruluşlarına getirilen yüksek sermaye şartları ve teknik altyapı kriterleri, kullanıcı varlıklarının korunması açısından kritik öneme sahip. TÜBİTAK kriterleriyle çalışan bir anahtar altyapısı zorunluluğu, siber güvenlik risklerini minimize etmeyi amaçlıyor.
Bankaların da saklama hizmetine dahil olması, kullanıcılara daha fazla seçenek sunarken, finansal sistemle kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu derinleştiriyor. MASAK’ın çekim işlemleri için getirdiği bekleme süreleri ise, ani ve şüpheli varlık transferlerini engelleme potansiyeli taşıyor. Bu durum, özellikle büyük miktarlı işlemler yapan kullanıcılar için işlem planlamasında dikkate alınması gereken bir faktör haline geliyor.
Türkiye’nin küresel regülasyonlara uyumu, yerel kullanıcıların uluslararası standartlarda hizmet almasını sağlarken, piyasanın genel güvenilirliğini de artırıyor. Bu adımlar, kripto varlık piyasasının daha olgun ve denetlenebilir bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunuyor.
