Hamas Gazze’deki Yönetimi Devretti: Sivil İdareye Kritik Adım

38
Hamas Gazze’deki Yönetimi Devretti: Sivil İdareye Kritik Adım

Hamas Gazze’deki Yönetimi Devretti: Sivil İdareye Kritik Adım

Hamas, 6 Temmuz 2026 tarihinde Gazze Şeridi’ndeki hükümetini feshettiğini ve idari yetkileri Filistinli teknokratlardan oluşan Ulusal Gazze Yönetim Komitesi’ne (NCAG) devretmeye hazır olduğunu açıkladı. Bu gelişme, ABD’nin arabuluculuğunda Ekim 2025’te kabul edilen ateşkes ve geçiş planı kapsamında atılması beklenen önemli siyasi adımlardan biri olarak öne çıktı. Hamas’ın bu kararı, Gazze’de iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden çatışmaların ardından sivil yönetime geçiş sürecinde yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir.

Ancak bu fesih, Hamas’ın askeri gücünden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. İsrail, Hamas’ın açıklamasını “pratik bir önemi olmayan aldatmaca” olarak nitelendirerek kabul etmediğini belirtti. Gazze’deki insani durumun ciddiyetini koruması, İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarını sürdürmesi ve NCAG’nin henüz Gazze’ye girişine izin verilmemesi, bu yönetim devrinin sahada ne kadar etkili olacağı konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Gazze’de Yönetim Devri ve Yol Haritası

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, Hükümet Acil Durum Komitesi Başkanı Muhammed Abdulhalik el-Ferra’nın istifa ettiğini ve Acil Durum Komitesi’nin feshedildiğini duyurdu. Açıklamada, atılan adımların İsrail’in sürdürdüğü saldırılar, yeniden imar sürecindeki gecikme ve ablukanın devam etmesi nedeniyle ağırlaşan insani koşulları hafifletmeyi amaçladığı ifade edildi. Barış Kurulu’nun Gazze Özel Temsilcisi Nikolay Mladenov, bu kararın, savaş sonrası idare için bir yol haritası oluşturma müzakerelerinin tamamlanmasının önemini vurguladığını belirtti.

Mladenov, 21 Mayıs 2026 tarihinde taraflara sunulan 15 maddelik bir yol haritası ile Gazze’nin yeniden inşası, silahların bırakılması, İsrail güçlerinin çekilmesi ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi kilit konuların uygulanma mekanizmalarını belirlemişti. Yol haritası, ayrıca 10 Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasının başlangıcında vaat edilen insani yardım, yakıt ve barınma malzemelerinin girişi ile sınır kapılarının yeniden açılması gibi önlemlerin uygulanmasını da öngörüyor.

Arka Plan: Kapsamlı Barış Planı ve Engeller

Gazze’deki mevcut barış çabaları, ABD’nin arabuluculuğunda 17 Kasım 2025’te kabul edilen ve Gazze çatışmasını sona erdirmeyi amaçlayan 2803 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla desteklenen “Kapsamlı Plan”a dayanıyor. Bu çerçeve, Gazze’de mevcut ateşkesi sağlamış, rehinelerin serbest bırakılmasını güvence altına almış ve ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki Barış Kurulu’nu (BoP) bölgede “geçiş yönetimi” olarak onaylamıştı.

Ancak planın temel unsurları, özellikle Hamas’ın ve diğer Gazze gruplarının silahsızlanması koşulu nedeniyle direnişle karşılaştı. Hamas, İsrail’in kendi ateşkes yükümlülüklerini ihlal ederek Gazze’deki düşmanlıkları sürdürmesi ve insani yardıma kısıtlamalar getirmesi nedeniyle silahsızlanma tekliflerini reddettiğini belirtiyor. İsrail’in, NCAG’nin Gazze’ye girişini engellemesi de planın uygulanmasını sekteye uğratan önemli bir faktör olarak gösteriliyor.

Batı Şeria’da Genişleyen İşgal ve Bölgesel Dinamikler

Orta Doğu’daki barış müzakere sürecini etkileyen bir diğer önemli gelişme ise İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistin toprakları üzerindeki hakimiyetini genişletme çabalarıdır. Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Toprakları Savunma ve Yerleşim Faaliyetleriyle Mücadele Ulusal Bürosu’nun 4 Temmuz 2026 tarihli raporuna göre, İsrail, 8 Ekim 2023’ten bu yana 114 askeri emir yayımlayarak 25 bin dönümden fazla Filistin toprağını gasp etti.

Bu askeri emirler, Batı Şeria’daki Filistin topraklarının “fiili ilhakını” hedefleyen bir politikanın parçası olarak değerlendiriliyor. Raporda, 2026 yılında gasp edilen Filistin topraklarının etki alanlarının, son yıllarda Filistinlilerin zorla yerinden edildiği Ayn Samiye ve Orta Muarracat bölgelerini kapsayacak şekilde genişletildiği belirtildi. Bu durum, iki devletli çözüm vizyonunu daha da karmaşık hale getiriyor.

Bölgedeki geniş çaplı diplomatik çabalar sadece İsrail-Filistin ekseninde değil, ABD-İran ilişkilerinde de devam ediyor. 17 Haziran 2026’da ABD ve İran arasında, savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD’nin İran petrolüne yönelik yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik geçici bir anlaşma imzalandı. Tarafların 11 Temmuz 2026 civarında görüşmelere yeniden başlaması bekleniyor. Ayrıca, 26 Haziran 2026’da ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında “Üçlü Çerçeve Anlaşması” imzalandığı duyurulmuştu. Ancak bu anlaşma, Hizbullah’ın silahsızlanması konusundaki çelişkili yorumlar nedeniyle bölgede yeni gerilimlere yol açma potansiyeli taşıyor.

Ne Anlama Geliyor? Geleceğe Yönelik Beklentiler

Hamas’ın Gazze’deki yönetimini devretme kararı, bölgedeki barış sürecini hızlandırma potansiyeli taşısa da, önündeki engellerin büyüklüğü göz ardı edilemez. Ulusal Gazze Yönetim Komitesi’nin (NCAG) fiilen göreve başlayabilmesi, İsrail’in Gazze’den çekilmesi ve Hamas’ın silahsızlanması gibi temel konuların çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Gazze’deki insani krizin devam etmesi ve yeniden inşa için gereken 71,4 milyar dolarlık tahmini ihtiyacın karşılanamaması, barışın kalıcılığını tehdit ediyor. Ateşkesin yürürlüğe girdiği Ekim 2025’ten bu yana İsrail ordusunun ateşkes ihlalleri sonucu 1.066 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 3.445 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Bu rakamlar, barış çabalarının ne denli kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.

ABD’nin bölgedeki diplomatik girişimleri, İran ile yapılan anlaşmalar ve Lübnan-İsrail arasındaki çerçeve anlaşması gibi çok yönlü adımlar, Orta Doğu’da yeni bir düzen arayışını gösteriyor. Ancak bu düzenin kalıcı barış ve istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı, tüm tarafların uzlaşmacı yaklaşımlarına ve uluslararası toplumun kararlı desteğine bağlı olacak.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın