İsrail’de Hükümet Çıkmazı Derinleşti, Arap Partileri Kilit Konumda

1
İsrail’de Hükümet Çıkmazı Derinleşti, Arap Partileri Kilit Konumda

İsrail’de Hükümet Kurma Süreci Çıkmaza Girdi

İsrail’de 27 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından hükümet kurma süreci, hiçbir blokun tek başına yeterli çoğunluğa ulaşamaması nedeniyle derin bir belirsizliğe sürüklendi. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, sandıktan birinci parti olarak çıksa da, 120 sandalyeli mecliste hükümet kurmak için gereken 61 milletvekili sayısına ulaşılamadı.

Bu durum, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partilerini siyasi denklemin kilit aktörleri haline getirdi. Toplamda 19 milletvekili kazanan Arap partileri, hem Netanyahu’nun sağ blokunun hem de muhalefet blokunun hükümet kurma çabalarında belirleyici bir rol oynayabilir.

Arap Partilerinin Artan Etkisi

Seçim sonuçları, İsrail siyasetinde Arap toplumunun temsil gücünün arttığını açıkça gösterdi. Arap partilerinin elde ettiği sandalye sayısı, hükümet kurma sürecinde önemli bir pazarlık gücü yarattı.

Ancak, Netanyahu, Filistinlileri temsil eden Arap partilerinin İsrail’i “tehlikeye atacağını” savunarak, “Siyonist çoğunluk aklını başına toplamalı ve birleşmeli” çağrısı yaptı. Bu açıklama, Arap partileriyle olası bir koalisyon ihtimalini zorlaştırıyor.

Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, İsrail seçimlerinin “işgale son vermeye ve adil bir barışı sağlamaya inanan bir ortak” çıkarmasını umduklarını belirtti. Filistin yönetimi, yeni kurulacak hükümeti yakından izliyor ve güvenlik ile ekonomi alanlarında rahatlama bekliyor.

ABD-İran Diplomasisi ve Bölgesel Gerilim

Orta Doğu’da barış müzakereleri sadece İsrail-Filistin ekseninde değil, ABD ile İran arasındaki ilişkilerde de önemli gelişmelerle gündemde. ABD Başkanı Donald Trump‘ın İran ile diplomatik girişimlere öncelik verdiği yönündeki haberler, bölgedeki gerilimi bir nebze olsun düşürdü.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance‘in, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai‘ye barış görüşmelerini yeniden başlatma teklifi içeren bir mektup gönderdiği iddia edildi. Bu mektubun, ABD ve İran arasındaki farklılıkları azaltmayı ve olası yeni bir askeri saldırı turunu önlemeyi amaçladığı belirtiliyor.

Petrol Piyasalarına Yansıması

Diplomatik temasların yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler, Orta Doğu’daki çatışmaların petrol sevkiyatları üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri azalttı. Bu durum, Brent petrol fiyatlarında önemli bir düşüşe neden oldu.

Cuma günü 118 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, 2 Kasım 2026 itibarıyla %6,6 düşüşle 109,92 dolara geriledi. Bu düşüşte, Trump‘ın diplomatik çözümden yana tutumu ve İran ile görüşmelerin iyi ilerlediği yönündeki açıklamaları etkili oldu.

Arka Plan: Abraham Anlaşmaları ve Gazze’deki Durum

Orta Doğu’daki barış süreci, 2020 yılında imzalanan ve İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında ilişkileri normalleştiren Abraham Anlaşmaları ile yeni bir boyut kazanmıştı. ABD, bu anlaşmaların genişletilmesini ve Suudi Arabistan gibi daha fazla ülkenin İsrail ile normalleşmesini hedefliyor.

Ancak, İsrail-Filistin çatışması ve özellikle Gazze Şeridi’ndeki durum, bölgesel barış çabalarının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Bağımsız Soruşturma Komisyonu, 29 Ekim 2026 tarihli raporunda, İsrail’in Ekim 2025’teki ateşkesten sonra da Gazze’de “soykırım niteliğindeki eylemlerini” sürdürdüğünü açıkladı.

Rapora göre, 10 Ekim 2025 ile 30 Eylül 2026 tarihleri arasında Gazze’de İsrail saldırılarında 1.431 Filistinli hayatını kaybetti, 5.026 kişi yaralandı. Ölenler arasında en az 300 çocuk ve 130 kadın bulunuyordu. İsrail, bu raporu ülkeyi şeytanlaştırmayı amaçlayan bir dezenformasyon kampanyası olarak nitelendirerek bulguları reddetti.

Pratik Etki: Bölgesel İstikrarsızlık ve Ekonomik Yansımalar

Orta Doğu’daki barış müzakerelerinin akamete uğraması veya gerilimin artması, bölge ülkeleri ve küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkilere sahip. İsrail’deki hükümet kurma krizi, iç istikrarsızlık riskini artırırken, Filistin meselesine yönelik politikaların belirsizliğini de beraberinde getiriyor.

ABD-İran arasındaki diplomatik çabaların başarısız olması veya askeri bir gerilime dönüşmesi durumunda, petrol fiyatlarında yeniden yükseliş yaşanması bekleniyor. Hürmüz Boğazı’ndaki son patlamalar ve Gazze ile Lübnan’daki saldırılar, bölgedeki güvenlik endişelerini artırarak küresel tedarik zincirleri ve enerji piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor.

UNRWA’nın Geleceği ve BM Raporu

İsrail’in, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) görevlerini aşamalı olarak Filistin Yönetimi ve Gazze’deki sözde Barış Konseyi’ne devretme planı, Filistinli mültecilerin haklarını koruyan önemli bir uluslararası kurumun tasfiye edilmesi endişesini doğurdu.

UNRWA’nın bu yılki bütçe açığının 70 ila 100 milyon dolar arasında olacağı tahmin ediliyor. Bu miktar, ajansın yıllık operasyonel bütçesinin yaklaşık %10‘una karşılık geliyor. İsviçre, İrlanda ve Mısır gibi ülkeler, ajansın kapatılması planına karşı çıktı.

Orta Doğu’daki barış süreci, İsrail’deki siyasi belirsizlikler, ABD’nin İran ile diplomatik çabaları ve Gazze’deki insani durum gibi çok sayıda faktörün kesişim noktasında bulunuyor. Bölgedeki gelişmeler, küresel aktörlerin dikkatini çekmeye devam ediyor.


Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın